Hobilerim

Hobilerin, insan yaşamına kattıkları için tek bir kelime kullansak ilk aklımıza gelen ‘keyif’ olur sanırım. Ancak, keyif, işin yalnızca bir boyutu. İlgi alanınız ne olursa olsun,  yaptığınız, üzerinde uğraştığınız hobinizin, iş yaşamınız başta olmak üzere hayatınızın farklı alanlarına olumlu yansıdığına inanıyorum. Benim, kimi uzun yıllardır sahip olduğum, kimini ise son birkaç yılda edindiğim çeşitli hobilerim bulunuyor. Bunları sağladığı faydalarla birlikte özetlemek istedim…

Motosiklet -> Teknoloji kullanımı, dış etken kontrolü, adrenalin, özgürlük
Kara sporlarına karşı özel bir ilgim vardı. Kara sporları ve özgürlük kelimelerini yanyana getirince ilk akla gelen motosikletler oluyor. Motosiklet için ilk tutkum diyebilirim. 6 yaşındayken İsviçre’de eniştemin moped’ini kullanarak ilk hazzı almıştım. 1999’da ilk motosikletim olan Yamaha Dragstar 650’yi aldım. 2003 yılında ise ilk göz ağrımı BMW R1200C ile değiştirdim. Güneşli havalarda Boğaz’ın o güzel kokusunu içime çekerek dolaşmanın keyfi bambaşka. Motosikletin, çevreden gelen ‘çok tehlikeli?’ yorumlarına rağmen, uygun ortamlarda, uygun donanımlarla ve kurallara uyarak kullanıldığında tehlike sınırının düşük olduğunu söyleyebilirim. Bu zevkli hobiyi uygularken herkesin tüm emniyet şartlarını yerine getirmesini ve araç sürücülerinin de motosiklet kullanıcılarına özellikle dikkat etmelerini rica ediyorum.

Fotoğraf -> Estetik, süreç yönetimi, teknoloji yönetimi, insan yönetimi
Uzun vadede yapılabilecek, sanat, teknoloji, psikoloji, insan ve süreç yönetimi gibi pek çok unsurun bir arada bulunabileceği hobi denince akla ilk gelen fotoğrafçılık oluyor kuşkusuz. Kişiliğime de uygun olan fotoğrafçılığa hobi olarak başlamam ise 2008 yılında gerçekleşti. Özellikle insan fotoğrafı çekmeyi tercih ediyorum. Bir kişinin fotoğrafını çekerken, ondan farklı insanlar çıkarabilmek ve o güzelliği ortaya çıkarabilmek son derece mutluluk verici. Fotoğraf hobimin gelişmesinde, 2010 yılında İzlanda’daki yanardağ patlaması ve tüm Avrupa’ya yayılan kül bulutu nedeniyle 4 gün Viyana’da mahsur kalmamın ayrı bir önemi bulunuyor. Bu 4 günlük dönemde fotoğraf hocam Güner Bey’e ulaşmam ve bana fotoğrafçılıkla ilgili yeni bir vizyon açması ve imkanlarından faydalandırması, bu hobimin gelişiminde önemli rol oynadı. En büyük amacım, gelecekte kendi sergimi açabilmek. Stüdyomda, çalışmalarıma devam ediyorum.

Snowboard -> Teknik, denge, adrenalin
İsviçre’de doğmuş olmam, bir anlamda kış sporlarına olan ilgimin doğuştan gelmesini sağladı. Büyüdüğüm evden başlayan kızak yarışları maceram, daha sonra kendini kayak ve son 15 yıldan bu yana da snowboard’la devam etti. Snowboard’u özellikle seçmemin nedeni kendimi daha esnek ve özgür hissedebilmem. Şu ana kadar bir kez omzumu sakatlamam ve bir kez de kolumu kırmama neden olsa da halen iyi bir snowboard’cu olma yolunda kaymaya azimle devam ediyorum.

Kick-box -> Teknik, savunma, konsantrasyon, ter
Yukarıda bahsettiğim hobilerim dışında Kick-Box’un ayrı bir hikayesi bulunuyor. Yoğun iş temposu ve seyahatler nedeniyle kendime kalan minimal özel saatlerimde de bir spor ile ilgilenme arayışındaydım. Bu bağlamda hem sıkı ter atılabilecek hem konsantrasyonumu geliştirebilecek hem de stres atabileceğim kick-box ile tanıştım. Yaklaşık 1,5 yıl Burak Hoca ile düzenli olarak çalıştım. Kick-box’taki amaç, genel kanının aksine savunma  ve konsantrasyon. Yapılan antrenman ve hazırlıklar konsantrasyonu güçlendirici bir etki sunarken, bunu spor yapıyorken kazanmanız kick-box’un önemli bir artısı. İlerleyen dönemlerde bu zevkli sporu daha da geliştirerek yapmayı planlıyorum.

Devamını Oku 2 (Yorum Sayısı)